Mustafa Zergeroğlu
Ali Murat, Ben ve Babam

Ali Murat, Ben ve Babam

Mustafa Zergeroğlu

1937 – 1994

Her zaman arkamdaki DEV olan canım babam;

Cilavuz Köy Enstitüsü'nden mezun olduktan sonra 1964 yılına kadar Anadolu'nun çeşitli köylerinde öğretmenlik yapan ve bu süreçte Kars Eli Dergisi (1965) gibi yayınlarda bölge folkloruna dair kıymetli saha araştırmaları kaleme alan Mustafa Zergeroğlu (1937–1994), öğretmenlik mesleğini sürdürürken büyük bir azimle Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirerek adalet teşkilatına adım atmıştır.

Hukuk kariyeri boyunca Şereflikoçhisar Sulh ve Sorgu Hâkimliği ile Ağır Ceza Mahkemesi Üyeliği, Diyarbakır Ağır Ceza Hâkimliği ve Ankara Ticaret Mahkemesi gibi kritik ve yüksek sorumluluk gerektiren kürsülerde görev üstlenen Zergeroğlu, Türkiye mali tarihinin dönüm noktalarından olan 1981 yılındaki kriz döneminde "Banker Mahkemesi Hâkimi" olarak çok önemli ve hassas davaları yürütmüştür.

Cumhuriyet'in aydınlanmacı öğretmen ve adil hukukçu kuşağının müstesna bir temsilcisi olan Mustafa Zergeroğlu, 19 Aralık 1994 tarihinde Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi Hâkimi olarak görevi başında, yaklaşan duruşma öncesinde titizlikle dava dosyalarını incelediği sırada vefat ederek, adalete adanmış asil ömrünü yine kutsal saydığı kürsüsünde noktalamıştır.

Necla Zergeroğlu
Annem ve Babam

Annem ve Babam

Necla Zergeroğlu

İnsanlar seçimleriyle yaşarlar; eşini seçebilirsin, istersen çocuk yapmamayı da seçebilirsin. Ancak anneni, babanı ya da kardeşlerini seçemezsin; onlar hayatına hazır gelirler. Biz, bu seçimsiz ailede çok şanslıydık. Dürüstlük, doğruluk ve iyi insan olma gibi en asil hasletleri bize öğreten babamızı ne yazık ki çok erken kaybettik. O günden sonra; sadece fedakarlığı değil, aynı zamanda iyiliği, hepimize kol kanat germeyi ve bizi asla yalnız bırakmamayı hayat ilkesi edinen canım annemizi her zaman çok seveceğiz.

— Sema Zergeroğlu

Canım annem; 1920'lerde Kafkasya'dan göçen Terekeme kökenli bir anne babanın en küçük çocuğu olarak, 1943 yılında Kars'ın Boğatepe (Zavot) köyünde dünyaya gelmiştir. Çocukluğu ve gençliği ailesinin emektar mandırasında geçen annem, evlendikten sonra tüm yaşamını önce eşine, ardından da dört çocuğunun yetişmesine ve en iyi şekilde eğitim almasına adamıştır.

— Ali Murat Zergeroğlu

Bizimki gibi her kafadan ayrı bir ses çıkan, profesörü bol, asisi eksik olmayan bu kaotik haneyi bir arada tutabilmek ancak senin o mucizevi sabırınla mümkündü annem. Ben atölyede ahşabı yontarken, kod satırlarında kaybolurken ya da gökyüzünde güvercinlerimin rotasını çizerken; arkamı her döndüğümde senin o koşulsuz, yargısız kabulünü buldum. Formülerin, tıp literatürünün ve karmaşık algoritmaların asla çözemediği o en zor hayat denklemini, sen bize sadece sarılarak öğrettin. Bu 'herbokolog' oğlunun dünyadaki tek sarsılmaz limanı sensin.

— Gürkan Zergeroğlu

Annem; son beşiğin, ev eşiğin, kap kaşığın, göz bebeğin seni çok seviyor...

— Erkan Zergeroğlu

Sema Zergeroğlu
Ali Murat, Ben ve Sema

Ali Murat, Ben ve Sema

Sema Zergeroğlu

Her zaman dost, her zaman bir anne şefkati taşıyan biricik ablam; Cumhuriyet'in idealist ve sarsılmaz görev bilincini tıp dünyasına taşıyan Prof. Dr. Sema Zergeroğlu, tıp kariyerini üst düzey idari liderlik ve akademik derinlikle harmanlamış saygın bir patoloji uzmanıdır.

Geçmişinde T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü bünyesinde Eğitim, Proje ve Ar-Ge Daire Başkanlığı gibi stratejik bir makamı yöneten ve Türkiye'nin kadın sağlığı alanındaki en köklü kurumlarından Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Başhekim Yardımcılığı ile Kanser Tanı ve Genetik Merkezi Koordinatörlüğü görevlerini üstlenen Zergeroğlu, tıp dünyasındaki ağırlığını her zaman hem idari hem de bilimsel başarılarıyla kanıtlamıştır.

Uzun yıllar başarıyla yürüttüğü Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden yakın zamanda ayrılarak akademik vizyonunu yeni bir üniversite kürsüsüne taşımaya hazırlanan Prof. Dr. Sema Zergeroğlu, bugüne kadar sayısız hekimin ve patoloji uzmanının yetişmesine öncülük etmiştir. Hücrelerin diliyle hayat kurtaran mikroskobik tanıların merkezinde yer alan klinik uzmanlığını akademik araştırmalarla destekleyerek; özellikle HPV DNA pozitif olguların servikal smear korelasyonları, gastrointestinal sistem patolojileri ve tiroid tümörlerinin analizleri gibi konularda uluslararası prestijli bilimsel dergilerde yüksek etkili yayınlara imza atmıştır.

Mikroskop başındaki tanısal titizliği, ulusal sağlık politikalarındaki vizyoner duruşu ve yetiştirdiği hekim ordusuyla; bilimsel disiplinini insan sağlığına adanmış asil bir karakterle perçinleyen ablam, Zergeroğlu ailesinin entelektüel mirasını tıp cemiyetinde gururla temsil etmeye devam etmektedir.

Ali Murat Zergeroğlu
Ali Murat ve Sema

Ali Murat ve Sema

Ali Murat Zergeroğlu

Hayattaki en yakın dostum, dert ortağım, gerektiğinde Babam gerektiğinde ağabeyim, yeri gelince de küçük kardeşim canım ağabeyim Prof. Dr. Ali Murat Zergeroğlu, tıp dünyasında egzersiz fizyolojisi ve spor hekimliği alanlarında uluslararası düzeyde kabul görmüş, akademik derinliği son derece yüksek bir tıp insanıdır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı'nda profesörlük görevini yürüten Zergeroğlu, hem sahada sporcuların sağlığını yöneten hem de laboratuvarda kas fizyolojisinin moleküler sınırlarını zorlayan çift yönlü bir kariyere sahiptir.

Akademik temellerini 1981-1987 yılları arasındaki tıp eğitimiyle (Lisans) atan Dr. Zergeroğlu, 1988-1992 yılları arasında Ankara Üniversitesi'nde "Supramaksimal egzersiz ve oksidan stres" başlıklı uzmanlık teziyle tıpta uzmanlık derecesini, ardından 1994-1997 yılları arasında ise doktora (PhD) unvanını almıştır.

Bu köklü geçmişiyle spor hekimliğinin Türkiye'deki kurumsal gelişimine öncülük eden isimlerden biri olmuş, akademik ve klinik tecrübesini ülkemizin saygın tıp kürsülerinden birinde yeni nesil spor hekimleri yetiştirmeye adamıştır.

Bilimsel literatürdeki etkisi incelendiğinde, Dr. Ali Murat Zergeroğlu'nun özellikle iskelet kası atrofisi, mekanik ventilasyonun diyafram üzerindeki oksidatif etkileri ve egzersiz fizyolojisi konularındaki araştırmaları dünya çapında referans kabul edilmektedir. Google Scholar verilerine göre, "Mechanical ventilation–induced diaphragmatic atrophy..." (460+ atıf) ve "Mitochondrial signaling contributes to disuse muscle atrophy..." (330+ atıf) gibi yüksek etkili (high-impact) uluslararası yayınları tıp literatüründe yüzlerce kez kaynak gösterilmiştir.

Ayrıca, Türkiye'deki akademik spor hekimliği eğitiminin temel başvuru kaynaklarından olan "Egzersiz Fizyolojisi" (Nobel Yayın Dağıtım) kitabının da ortak yazarlarındandır.

Kas yaralanmalarından elit sporcuların performans analizlerine kadar geniş bir klinik ve akademik yelpazede çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Ali Murat Zergeroğlu; bilime adanmış titiz kimliği, insan sağlığına sunduğu katkıları ve uluslararası düzeyde yarattığı etkiyle Zergeroğlu ailesinin akademik dünyadaki en güçlü ve gurur verici sütunlarından biridir.

Erkan Zergeroğlu
Erkan Zergeroğlu

Erkan Zergeroğlu

Yaşı kaç olursa olsun, her zaman benim "küçüğüm", sevgili can kardeşim; Prof. Dr. Erkan Zergeroğlu, bilgisayar mühendisliği ile robotik ve kontrol sistemlerinin kesişim noktasında uluslararası düzeyde araştırmalara imza atan, ülkenin en saygın bilişim ve kontrol mühendisliği uzmanlarından biridir. Akademik kariyerinin temellerini 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladığı lisans eğitimiyle atan Dr. Zergeroğlu, ardından 1996 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde yüksek lisans derecesini almıştır. Akademik vizyonunu küresel düzeye taşıyarak Aralık 2000 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Clemson University (South Carolina) Elektrik-Bilgisayar Mühendisliği bölümünden doktora (Ph.D.) derecesini elde etmiştir.

2002 yılında ABD'deki ileri seviye çalışmalarının ardından yurda dönen Dr. Erkan Zergeroğlu, Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nde göreve başlamış ve burada Kontrol ve Kumanda Anabilim Dalı Başkanı olarak kürsüsünü kurmuştur. Çalışma alanları arasında; robotik sistemler, elektrik makineleri, otonom mobil platformlar ve görsel geri besleme mekanizmaları gibi karmaşık elektromekanik sistemlerin doğrusal olmayan (nonlinear) kontrolü, gürbüz (robust) ile uyarlamalı (adaptive) kontrol teknikleri ve model tabanlı denetim mimarileri yer almaktadır.

Bilim dünyasına sunduğu yüksek etkili katkılar ve gerçekleştirdiği akademik öncülük neticesinde 2015 yılında Türkiye Bilimler Akademisi'ne (TÜBA) "Asosye Üye" olarak seçilen Prof. Dr. Erkan Zergeroğlu, akademi bünyesinde kurulan "Bilişim Teknolojileri, İletişim ve Yapay Zeka Çalışma Grubu" gibi en kritik odak kurullarında aktif üyelik yürütmektedir. Robotik, otomasyon ve kontrol mühendisliği alanındaki üstün vizyonu ve yetiştirdiği sayısız mühendisle canım kardeşim; Zergeroğlu ailesinin bilime adanmış şerefli mirasını uluslararası akademik platformlarda en yüksek standartta temsil etmeye devam etmektedir.

Hasan Zergeroğlu
Hasan ve Hazar

Hasan ve Hazar

Hasan Alp

Kendi Yolunu, Kendi Dengesinde Çizen Çocuk

Hayatın bana "baba" kelimesinin o en derin, en benzersiz anlamını öğrettiği ilk gün... Benim ilk göz ağrım. Doğduğu, onu ilk kez kollarıma aldığım o ilk an, gözlerimden süzülen yaşlara engel olamamıştım; mutluluktan ne yapacağımı şaşırdığım, kalbimin göğsüme sığmadığı tarifsiz bir andı. Onu kollarımda gökyüzüne doğru kaldırdığım o ilk saniyeden beri içime yerleşen o köklü gurur, geçen her yılla birlikte daha da büyüdü, katmerlendi. İlk ağladığında, bir erkeğin hayatında ilk defa bir can karşısında bu kadar çaresiz hissedebileceğini bana öğreten de oydu; o minicik varlığı koruma arzusuyla harmanlanmış muazzam bir şefkat...

Bebekliğinde, geceleri sabaha kadar sessizce uyurdu. O kadar sessiz ve derindi ki uykusu, her gece uykumdan uyanır, başucuna gider ve sessizce nefesini kontrol ederdim. O "canımın içi"nin sessiz gücü, aslında büyüyeceği o bağımsız karakterin ilk ipuçlarıymış, sonradan anladım. Hasan Alp, hayatı hep kendi başına, kendi azmi ve merakıyla keşfetmeyi seçti. Daha küçücük bir bebekken, sırf "Anne" diyebilmek için iki gün boyunca kendi kendine çalışıp başardığı o anı ve ardından yüzünde açan, tüm dünyayı ısıtan o ilk gülücüğü unutmak benim için mümkün değil.

O, hiçbir zaman birilerinin ona dünyayı öğretmesini beklemedi; dünyayı kendi zekasıyla, adeta tek başına fethetti. Harflerin gizemini kendi kendine çözüp okumayı öğrendiğinde diyalogu da, henüz 5 yaşındayken çarpım tablosunu büyük bir merakla söktüğünde de bizi hep hayran bıraktı. İki tekerlek üzerinde dengede durmayı, pedal çevirip rüzgara karşı sürmeyi de, bambaşka bir dilin kapılarını aralayıp yabancı bir dili konuşmayı da hep o kendi özerk iradesiyle, kendi kendine başardı.

Ve şimdi... Geceleri başında nefesini dinlediğim o minik bebek, koskoca bir delikanlı olarak lise kapısında duruyor (Temmuz 2026). Zaman akıp gidiyor ve tarih, Hasan Alp için yepyeni, pırıl pırıl sayfalar açıyor.

Bir babanın evladına dileyebileceği en güzel, en yürekten cümlelerle...

Yolun ve bahtın her daim açık olsun güzel oğlum. Zihnin kadar özgür, kalbin kadar temiz ve şefkatli bir ömrün olsun. Attığın her adımda kendi dengeni bulduğun, o içindeki muazzam keşfetme tutkusunu ve öğrenme aşkını hiç kaybetmediğin bir hayat diliyorum sana. Başarılarınla çevreni aydınlatırken, ruhundaki o duru mutluluktan asla ödün verme. Kendi dünyasını, kendi azmiyle bu kadar asil inşa eden bir çocuğun babası olmak, bu hayattaki en büyük gururum. Soluğun kuvvetli, adımların emin olsun; baban her daim arkanda.

Hazar Zergeroğlu
Hasan, Hazar ve Dursun Özbek

Hasan, Hazar ve Dursun Özbek

Hazar

Yuvamıza Işık, Hayatımıza Tutku Saçan Sevgi Dolu Çocuk

Hazar... Hayatımıza gelmeden hemen önce, o yanlış raporun yarattığı ufak endişe bulutlarıyla yüreğimizi şöyle bir titreten, ama dünyaya gözlerini açtığı o ilk saniyeden itibaren o bulutları tamamen dağıtıp yuvarlandığı her yeri ışığıyla yıkayan güzel oğlum. O kadar özel bir geliş ki onunki, abisi Hasan Alp ile aynı gün doğarak bu hayattaki kader ortaklığını daha ilk nefesinde ilan eden, benim dünyalar tatlısı canım...

Bir baba olarak evladı konusunda objektif olmak zordur elbet, ama Hazar söz konusu olduğunda bu bir kural değil, yalın bir gerçek. Doğduğu günden beri girdiği her ortamı anında aydınlatan, etrafındaki herkesi o yüksek, sıcak enerjisine bir anda ortak eden benzersiz bir tılsımı var onun. Onunla tanışıp da o samimiyete, o duru hayata bağlılığa hayran kalmayan tek bir kişi bile yok. Her şeyi öyle dolu dolu, öyle coşkuyla yaşıyor ki, adeta etrafındaki herkese pozitiflik aşılıyor.

Tabi bu muazzam enerjinin bebeklik yıllarındaki o tatlı fırtınasını da unutmak ne mümkün! İlk çocukta sessizce uyuyan, sakin limanımız abisinden sonra meğer "ilk çocuk reklam yüzüymüş" dedirten o meşhur iki yılı bana Hazar yaşattı. Maması azıcık soğuk olsun ya da hazırlarken iki saniye gecikilsin, o devasa enerjisiyle dağı taşı inletir, heyecandan benim de elimi ayağımı birbirine dolardı. O günlerdeki o aceleci, o tutkulu itirazlar, aslında bugün etrafına saçtığı o güçlü ve büyük karakterin ilk sinyalleriymiş.

Hazar'ın içinde muazzam bir potansiyel ve inanılmaz kıvrak bir pratik zeka saklı. Bir şeyi canı istediğinde, o depodaki kapağı araladığında yapabileceklerinin sınırı yok; her şeyin farkında olan ama kendi zamanını kendi belirleyen muzip bir zeka bu. Üstelik öyle muhteşem bir detay hafızası, öyle güçlü bir hafıza kartı var ki... Henüz küçücük bir çocukken, ona masal okuduğumda, bir hafta önce okuduğum o koca kitabın tek bir sayfasındaki tek bir kelimeyi bile değiştirerek okusam beni anında yakalar ve doğrusuyla düzeltirdi.

Bebekken oyuncak arabalara olan merakı, büyürken yeşil sahalardaki futbol tutkusuna evrildi; şimdilerde ise o hayatı dolu dolu yaşayan coşkulu ruhuna çok yakışan sarsılmaz bir Galatasaray sevdasıyla harmanlandı. Ama tüm bu yüksek enerjisinin, tutkularının ve zekasının da ötesinde, Hazar özünde sevgi dolu, etrafına mutluluk saçan pırıl pırıl bir çocuk.

Bir babanın evladına dileyebileceği en güzel, en yürekten cümlelerle...

Yolun ve bahtın, girdiği her odayı aydınlatan o güzel enerjin gibi her daim parlak olsun güzel oğlum. İçindeki o dünyayı büyüleyen sevgiyi, o çocuksu neşeyi ve insanları peşinden sürükleyen pozitifliği ömrün boyunca hiç kaybetme. O depoda sakladığın muazzam potansiyeli, pratik zekanı hayatına rehber ettiğin; başarıyı da mutluluğu da kendi özgür iradenle göğüslediğin şahane bir geleceğin olsun. Abinle aynı gün başlayan bu hayatta, yan yana, omuz omuza her daim gururla yürümeniz benim en büyük duam. Dünyanın en tatlı çocuğunun babası olmak benim için tarifsiz bir şans. Kalbin kadar aydınlık bir ömrün olsun; baban her adımında seninle.